Sarıkamış; tarihimizde en dramatik, en acı, en şanlı ve en muhteşem sahnelerin iç içe yaşandığı yerlerden biridir. Eserin kahramanı Maraşlı Şeyhoğlu Hafız; seferberlik davulunun çalmasıyla Yemen’de, Hicaz’da Son Peygamberin emanetini ve vatanı muhafaza için cepheden cepheye koşan; Balkan cephelerinde çetelerle mücadele eden, Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan, Sarıkamış’ta Allahuekber Dağları’nda, kardan kefen giyen, huduttan hududa savrulup umutları, sevdaları ve hasretlikleriyle şehit düşen bir milyona yakın Anadolu insanını temsil ediyor. Yazar; kahramanına “Han Duvarları” şiirinde adı geçen Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’tan mülhem, Maraşlı Şeyhoğlu Hafız ismini vermiş. Bu tercih bir sembol olarak Anadolu toprağında yaşayan insanların ortak kaderinin adıdır aynı zamanda. Yaklaşık yüzyıl önce yaşanan ve Osmanlı’nın yıkılışını hazırlayan olaylara temas edilen bu romanda, Hafız’ın şahsında vatan için can veren, adı sanı unutulmuşların hikâyesini bulacaksınız…
Hayırda Yarışan Hanım Sultanlar, Can Alpgüvenç-Kaynak
Hakkı ve hakikati ifade eden pek az eser müstesna, Osmanlı Hanımları bugüne kadar pek çok esere konu edildi. Bu eserlerin çoğunda hayaller gerçeğin önüne geçti, duyulanlar görülmüş gibi anlatıldı. Netice olarak bu hanımlar hak etmedikleri bir şekilde yer aldılar zihinlerde. Oysa her şeyden önce bir hakkın teslimi gerekiyordu. Zira bugün bile dimdik ayakta olan pek çok eser bu hanımların üstün gayretleri neticesinde ortaya konmuştu. Günümüzdeki sloganlaşan yüzüyle değil ama gerçek manasıyla halka hizmeti Hakka hizmet bilen bu hanımefendiler camiden medreseye, çeşmeden imarethaneye pek çok hayır eserine vesile olmuşlardı. Araştırmacı yazar Can Alpgüvenç, “Hayırda Yarışan Hanım Sultanlar” adlı kitabında padişah hanımlarını bu yönleriyle ortaya koyuyor. Selçuk Hatundan, Hafsa Valide Sultan’a; ondan da Pertevniyal Valide Sultan’a kadar dokuz valide Sultanın hangi eserlerin vücuda getirilmesinde rol oynadıklarını hayatlarından kesitlerle anlatıyor. Bizlere de kitabı okuduktan sonra bu değerli insanların ruhlarına birer Fatiha göndermek düşüyor.
İnsanlar Anıldıkça Yaşar, Prof. Hande Suher-YEM Yayın
“Kamu Yararı”nı Öncelikli Gören Bir Yaşam Öyküsü - İnsanlar Anıldıkça Yaşar” adlı kitapta, Cumhuriyetin ilk on yılında doğmuş ve “kamu yararı”nı her şeyin üzerinde görmüş bir Cumhuriyet kuşağı mensubunun; ülkemizin ilk kadın şehir plancılarından ve İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin “ilk kadın dekanı” olan Prof. Hande Suher’in yaşam öyküsü gözler önüne seriliyor. Suher bu kitapla, İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehircilik Kürsüsü’ne asistan olarak katıldığı 1951 yılından itibaren, yarım yüzyılı aşkın bir süre boyunca ülkemizde şehircilik eğitimine ve mesleğine ilişkin gelişmelere, birçoğunda etkili de olmuş öncü bir bilim ve meslek insanı olarak ayna tutuyor. Kitapta Suher’in, şehircilik ve mimarlık meslekleri ile İTÜ’ye olan sevgisi, yürekten bağlılığı, hizmet aşkı ve doğruları savunmadaki mücadele azmi, bilimsel merakı, dürüstlük ilkesi, mesleki etik değerlerden taviz vermeyen tutumu göze çarparken, özel yaşamından kesitler de duygulu anlatımlar eşliğinde okurla paylaşılıyor.
Hurufilik, Ömer Tecimer-Plan B
Eserde, Hurûfîlik’in kurucusu olan Fazlullah Esterâbâdî’nin idam edilene kadar süren etkileyici yaşam öyküsü anlatılıyor. Hurûfî inancını ve Hurûfîlik’in tarihsel öyküsünü ayrıntılı bir şekilde aktaran Tecimer, Hurûfîlik’te harfler ve sayılar arasındaki ilişkiye, evren ve yaratılışa dair sırların harflerde aranışına, Kabala ile olan benzerlik ve farklılıklara değiniyor. Hurûfîlik’in diğer inançlar üzerindeki etkilerini inceliyor, özellikle Bektaşîlik ile olan ilişkisi üzerinde duruyor. Hurûfî inancının Osmanlı topraklarındaki yayılmasının izlerini sürüyor. Hurûfî şiirlerinden örneklerin de yer aldığı kitapta, korkunç bir şekilde derisi yüzülerek öldürülen ünlü şair Nesîmî’nin şiirleri ve yaşam öyküsü de anlatılıyor. Kitabın sonunda ek olarak, “Orhan Pamuk’un Kara Kitap adlı romanında Hurûfîlik” konulu bir bölüm ve kitapta geçen bazı terimlerin yer aldığı küçük bir sözlük de mevcut.