Gül
Ağış: “Moda ve tasarım anlamında sektör olarak son yıllarda önemli gelişmeler
kaydettik”
“Ancak yine de gerçekçi olmamız gerekiyor. Dünya modası ile yarışabilmemiz için
daha çok yolumuz var”
Aslında o da birçok modacı gibi bir gün içindeki tutkuya sarılıp bir nevi sıfırdan başlamayı tercih edenlerden. Farklı bir alanda devam eden kariyerini bir anda noktalayıp İtalya’ya gidiyor. İtalya’nın önemli okullarını birincilikle bitiriyor ve başlıyor moda dünyasındaki serüveni. Şimdilerde Hey Tekstil’in tasarım departmanının başında. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Fashion Art and Design dersleri veriyor ve kendine ait bir markası var. Lug Von Siga… Gül Ağış, bu sayımızda tasarımcı köşemizin konuğu. Ağış’a ilk sorum moda tutkusunun hayatına nasıl girdiğiydi?
Aslında Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum. Mezun olduktan sonra da belirli bir süre reklam ve PR çalışmaları yaptım. Sonrasında asıl istediğimin moda ve tasarım alanında çalışmak olduğuna karar verdim. Ani bir kararla İtalya’ya gittim ve Marangoni’de eğitim aldım. Ardından Polly Tecnical The Design adlı İtalya’nın meşhur üniversitelerinden birinde master bursu kazandım. Bir nevi her şeye sıfırdan başladım diyebilirim. Moda alanında aldığım bu eğitimler sonrasında Costume National’da tasarım yapmaya başladım. Sahibi ve aynı zamanda creative direktörü olan Ennio Capasa ile çalışma şansını yakaladım. Costume National’da çalıştığım 4 yıl içerisinde pek çok artist ve sanatçıyla çalışma imkânını da yakaladım. Bu 4 yılın ardından da artık ülkeme dönüp bir şeyler yapmak istedim ve Türkiye’ye döndüm. Döndükten sonra Aynur Hanımla tanıştık. Aslında ilk etapta bir ihracat firmasında çalışmak gibi bir fikrim yoktu. Ama Aynur Hanım’ın vizyon sahibi bir insan oluşu ve açık fikirliliğini gördükten, kendisini biraz daha yakından tanıdıktan sonra birlikte çalışma teklifini kabul ettim.
Farklı
bir alanda çalışırken modaya geçiş nasıl gerçekleşti. İtici güç ne oldu sizin
için?
Benim için itici güç tamamen içimdeki yaratıcılıktı.
Ayrıca artist bir aileden gelişiminde yeteneğim konusunda çok etkili olduğunu
düşünüyorum. Geçiş dediğimizde ise tamamen içgüdüsel gerçekleşen bir gelişme
oldu diyebilirim. Ayrıca yaratıcı bir platformda olmak hoşuma gidiyor.
Diğer
modacılar arasında kendinizi farklı gördüğünüz özelliğiniz nedir? Gül Ağış’ın
giydirdiği kadınların genel özellikleri nelerdir?
Yalın, sade çizgileri seviyorum. Ancak doğallığı ufak
detaylarla farklı hale getirmeyi önemli olarak görüyorum. Aynı zamanda
tasarımcının esnek olması gerektiğini de düşünüyorum. Esneklik, yaratıcılık
kadar önemli bir konu bana göre. Esnek olmayınca yapmanız gereken geçişlerde
zorlanırsınız.
Bir
dönem yurt dışında da çalışmaları olan bir modacısınız. Türkiye ile dünya
modası dediğimizde sizce aradaki en önemli farklar neler? Değişen dünya
düzeninde rekabet koşullarını da göz önüne aldığımızda bizim rekabet
avantajlarımız neler olabilir?
Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü olarak son yıllarda önemli gelişmeler
kaydetti. Ancak yine de gerçekçi olmamız gerekiyor. Dünya modası ile yarışabilmemiz
için daha çok yolumuz var. Bildiğiniz gibi ülkemizde moda haftaları bile daha
yeni yeni yapılmaya başladı. Ayrıca sektör olarak konuştuğumuz için bilhassa
kumaş alanındaki Ar-Ge eksikliğine dikkat çekmek istiyorum. Bu alanda yapılan
yatırımların yeterli olmadığını düşünüyorum. Özellikle biz tasarımcılar
istediğimiz renkte ve dokuda kumaş bulmakta çok zorlanıyoruz. Beğendiğim renk
kumaşın devamının gelememe durumu olabiliyor ya da yurt dışında gördüğüm bir
dokuyu Türkiye’de yakalayamayabiliyorum. Bizler için kumaş çok önemli ama
maalesef başta da dediğim gibi bu alanda yapılan Ar-Ge çalışmaları yetersiz.
Markanız
Lug Von Siga… Kendi markasını oluşturabilme şansına sahip bir modacı olarak
bize bu süreci anlatır mısınız?
İlk olarak 2009 yılında Galata Moda’da sergiledim tasarımlarımı. Ürünlerim çok
beğenilip sorulmaya başladıktan sonra da karar verdim markamı yaratmaya. “Lug
Von Siga” şu anda önlenemez bir şekilde büyüyor. Birçok firmadan danışmanlık
teklifi alıyorum. Koleksiyon hazırlamamı isteyen firmalar var. Geçtiğimiz
günlerde Akmerkez’de düzenlenen Fashionair’da en çok satılan tasarımlar, benim
tasarımlarım oldu. Bugünlerde de içerisinde hem atölyemin hem de showroomumun
yer alacağı ofisimi kurma aşamasındayım.
Hey
Tekstil’de tasarım departmanının başındasınız. Kaç kişilik bir ekibiniz var?
Hey Tekstil’de çalışmaya başladıktan sora ihracatta da
farklı noktalarda farklı yaratıcılıkların olduğunu fark ettim. Tamamen Avrupa
markalarına çalışan bir firmayız ve bu markalar bizden tasarım da istiyor.
Eskiden fiyat rekabeti vardı ama şimdi tasarım rekabeti var. Tasarımlarımızın
gücüyle Hey Tekstil’in de artık daha güçlü bir duruşu var. İstanbul’da 6
kişilik bir ekibiz. Bunun yanında Londra’da ve Barcelona’da tasarım ofislerimiz
var. Uluslararası platformda ilerliyoruz. Dört bir yandan dünyayı
gözlemliyoruz. Sık sık yurt dışına çıkıyoruz. Tasarım departmanı olarak her
hafta bir kişi, tasarım havuzumuza dünyanın farklı şehirlerinden yeni doneler
gönderiyor. Hey Tekstil, Türkiye’de tasarım konusundaki haklı iddiasını bu
şekilde sürdürüyor. Böyle güzel ve başarılı giden bir çizginin içerisinde yer
almak tabii ki benim de hoşuma gidiyor.
Hangi
markalara koleksiyon hazırlıyorsunuz?
H&M, Mango, Stradivarius, Only, Vero Moda, Esprit,
Morgan gibi 55 tane markaya hizmet veriyoruz.
Aynı zamanda Moda Tasarımcıları Derneği
üyesisiniz. Derneğiniz son yıllarda başarılı organizasyonlara imza atıyor. MTD
olarak geleceğe yönelik hedeflediğiniz projeleriniz neler?
Moda Tasarımcıları Derneği olarak sürekli daha iyi projeler oluşturalım
felsefesi ile çalışmalarımız devam ediyor. Örneğin Fransa’da Galata Moda yapmak
gibi bir fikrimiz var. Bu projeyle Türk modacıların Fransa’da ürünlerini
sergilemesini sağlamak istiyoruz. Ancak dediğim gibi henüz üzerinde
çalıştığımız proje aşamasında bir fikir bu.
Gül Hanım, geleceğe yönelik planlarınız
neler?
Sanatla modayı aynı platformda buluşturmak istiyorum. Hatta şu anda Japonya-Türkiye
haftası nedeniyle Japon bir artist ile birlikte çalışıyoruz. Benim için önemli
olan bir şekilde mesajlar verebilmek. Sanatın bir koluna tutunabilmek. Bu
sebeple müzelerde enstalasyonlarımın yer almasını istiyorum. Yurt dışında da bu
tarz çalışmalar yapmak ve tabii ki bende bir gün yurt dışında defile yapmak
istiyorum.