Bir
Düşüm Var: Tüm Dünya Türkçe Konuşsun!
İnsan hayalleriyle yaşarmış. Bilinmez; zamanın birinde tüm dünya Türkçe konuşur mu konuşmaz mı? Ama şimdilik bu düşün gerçekleşmesi yolunda yapılan ciddi bir organizasyon var. Hem de bu sene sekizinci defa hayata geçirildi. Adını artık hepimiz biliyoruz: Türkçe Olimpiyatları…
Uluslararası Türkçe Öğretimi Derneği (TÜRKÇEDER) tarafından organize edilen Türkçe Olimpiyatları’nın bu sene sekizincisi yapıldı. “Aynı dili konuşuyoruz” sloganıyla aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Kayseri’nin de bulunduğu 14 ilde gerçekleştirilen olimpiyat etkinliklerindeki coşku tüm Türkiye’ye sirayet etti.
Türkiye’nin ve Türk insanının dünyayla iletişim kurmasının zorunluluğunun farkındalığıyla kurulan TÜRKÇEDER, 2003 yılından bu yana Türkçeyi dünyada hak ettiği konuma getirmek, Türkçenin daha yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve Türkçeyi en iyi öğrenenleri ödüllendirmek amacıyla çeşitli faaliyetler düzenliyor. Bu doğrultuda TÜRKÇEDER’in Türkçeye vefa, ülke insanına duyduğu güven ve gelecek nesillere olan inanç doğrultusunda başlattığı Türkçe Olimpiyatları’nın, her geçen sene daha da güçlenerek muhteşem bir organizasyon hüviyetine büründüğünü görüyoruz. Ülkeler arası sınırların yok olmaya başladığı, zaman ve mekân kavramlarının kaybolduğu bir iletişim çağında yaşıyor olmamız, böylesi bir etkinliği çok daha anlamlı hale getiriyor. 2003 senesinde yapılan ilk olimpiyata 17 ülkeden 62 öğrenci iştirak etmişti. Son organizasyondaki rakamlarsa inanılmaz bir noktaya gelindiğinin açık bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor: 120 ülkeden 750 öğrenci. Kim bilir; belki düşümüz o kadar da uzak değildir bizden!
Dünya
Mozaiğinin Ortak Paydası: Türkçe
Hollandalı Tim henüz 15’inde bir genç. ‘Nasılsın?’ diye sorana, “Çok şükür iyiyim, siz nasılsınız?” diye karşılık veriyor. Güzeller güzeli Aminata Malili’nin billur gibi bir sesi var. Türk sanat müziğimizin en içli şarkılarından ‘Buruk Acı’yı öyle duygulu söylüyor ki kulaklarımızın pası siliniyor. Norveçli Christina’nin ‘Kardelen’ şiiri ise yüreklerimize dokunuyor. Onlar, renkleri, dinleri, hikâyeleri ayrı ‘olimpiyat çocukları’. Ama hepsinin ortak bir dili var: Türkçe. Bu yıl sekizincisi düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları için 120 ülkeden gelen 750 öğrenci, dansları, şarkıları ve şiirleriyle gönülleri fethetti. Gazze’ye yardım malzemesi götüren gemilere İsrail saldırısı ve şehit haberleri ile hüzünlü günler geçiren Türk halkına moral olan olimpiyat ekibi, arkalarında güzel ve ilginç hikâyeler bırakarak ülkemizden ayrıldılar. İşte o güzel hikâyelerden sadece biri; Danimarkalı öğrenciyi olimpiyatlara hazırlayan ünlü rock sanatçısı Gudrun Holck ve Emilie Blinkenberg’in hikâyesi… Gudrun Holck, Danimarka’nın ünlü rock sanatçılarından biri. Aynı zamanda ülkenin önde gelen müzik okulunda öğretmenlik yapıyor. Bir yıl önce Danimarka’daki Türk okulundan Türkçe Olimpiyatları’na şarkı dalında katılacak 15 yaşındaki Emilie Blinkenberg’i yetiştirmek üzere teklif alır. Türk kültürünü yakından tanımak isteyen ünlü rockçı, teklifi tereddütsüz kabul eder. Olimpiyatların Kuzey Avrupa elemelerinde jüri üyeliği de yapan Holck, coşkudan öyle çok etkilenir ki küçük kızını da yanına alarak Danimarka ekibiyle Türkiye’ye gelir. Altınpark’taki Danimarka standında etrafını saran onlarca kişiye poz verirken tanıdığımız bu kızıl saçlı kadın, Türkçe gönüllülerinden. Zira ülkesine dönünce Türkiye lobisi yapacağını söylüyor. Holck, “Olimpiyatların yaygınlaştırılması ve daha çok çocuğun Türkçe şarkılar öğrenmesi için çalışacağım.” diyor. Şu sıralar Arapça öğrenen ünlü rockçı, en yakın zamanda Türkçe de öğrenmek istiyor.
Eczacıbaşı’na
Göre Olimpiyatlar Türkiye’nin ‘Yumuşak Gücü’!
Türkçe Olimpiyatları’nda derece yapan bir grup öğrenciyi ağırlayan Eczacıbaşı Holding’in patronu Bülent Eczacıbaşı da dünya çocuklarının Türkçeye hâkimiyetine hayran kaldı. Eczacıbaşı, öğrencilerle Türkçe konuşurken hissettiklerini, “Bu genç çocuklarımızı böyle karşımda görüp onlarla Türkçe sohbet edebilmek çok farklı. Şimdiye kadar tatmadığım bir duygu. Yapılan işin önemini de galiba daha iyi anladım.” sözleriyle özetledi. Bu hizmetlerin Türkiye’ye katkısını, Türkiye’nin son dönemdeki kat ettiği mesafeyle birlikte ele alan Eczacıbaşı, Türkiye’nin kültürel alanının giderek arttığına dikkat çekti. Yurtdışında konserler veren, sergilere katılan, eserleri müzelere giren sanatçıların her geçen gün arttığını, bütün bunların Türkiye’nin etkinliğini artırdığını anlatan Eczacıbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, Türkiye’nin uluslararası alanda sözü geçen bir ülke olması anlamına geliyor. Bir Amerikalı yazarın tanımladığı ve meşhur ettiği bir sözle, Türkiye’nin ‘yumuşak gücünü’ artırıyor. Bence ilginç bir kavram, o Amerika için kullanmıştı. Amerika’nın sadece silahlarıyla, ekonomisiyle değil, ‘soft power’ıyla dünyada büyük bir etkinlik sağladığı konusu. Potansiyel olarak o çapta Türkiye’nin böyle bir zenginliği var.”
Yazma, Dil Bilgisi, Şarkı, Şiir, Sunum, Genel Kültür, Özel Beceriler, Halk Oyunları, Okuma, Deneme ve Ülke Tanıtım Stantları kategorilerinde yapılan yarışmalarla beraber ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirilen 8. Türkçe Olimpiyatları, Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen ödül törenleriyle birlikte sona erdi.