DİL SEÇENEĞİ :  
İLETİŞİM
MAKALELER
EMAİL LİSTESİ
Moda ve Markalaşma

Marka, bir grup strateji olmakla birlikte ‘kültürel bir olgu ve düşünce’ anlamına da gelmektedir. Marka, ‘artı değer’dir. Birbirine çok yakın özelliklere sahip iki üründen birinin daha çok talep görmesi ve daha yüksek maliyetlere mal edilmesidir. Marka, tüketicinin ve tedarikçilerin zihninde ancak, kalıcı ve sağlam bir yer kazanılarak yaratılır. Zihinlerde yer edinmenin yolu da, öncelikle tüketicileri tanımak ve onlarla duygusal bir bağ kurmaktan geçer. Marka, başlangıçta ticari bir ürünü benzerlerinden ayırt etmeye yarayan bir isim ya da sembol olmakla birlikte, doğru yönetildiğinde kimlik kazanmaya ve bu kimlik doğrultusunda artı değerler elde etmeye de olanak tanır.

Moda alanında markalaşma ise, değişiklik gereksinimi ile toplum yaşantısına yerleşen geçici yeniliklerin oluşturduğu bir kavram haline gelmiştir. Moda alanında, küresel dünyadaki  insanları, tüketicileri ve pazarları etkileyebilmek, rekabet içine girip yarışa dahil olabilmek için “markalaşma” olgusunun  en büyük rollerden birini alması kaçınılmazdır. Marka olgusu, ticari mallar arasındaki farklılığı ortaya koyan ve süregelmesi gereken bir çalışma ürünüdür. Bu ürünü ortaya koymak ve inşa etmek de zaman, yatırım ve emek ister. Bu olgunun oluşması için belirli parametrelere ihtiyaç duyulur. Öncelikle inovasyonu ve farklılığı ortaya koyacak, sürekliliği olan işlevsel ve fonksiyonel tasarımlar ve bu tasarımları hayata geçirecek tasarımcılar gerekir. Konuyla ilgili tasarım kollarının, küresel dünya üzerindeki trend analiz ve takiplerini gözlemleyecek ve her açıdan bunları izleme olanağı sağlayacak donanıma sahip olmaları kaçınılmazdır. Bu durumda genç beyinlerin ve yenilikçi tasarımcıların analitik düşünce yapılarına ve işlevsel stillerine de her daim ihtiyaç duyulur. Bu kriterlere sahip donanımsal bir yapı ile ilerleyen her tasarımcı ve bu alanda görev alan tüm kolların “markalaşma” olgusuna  sağladıkları katkı, süreç içerisinde önemli yer tutar.
Lakin sadece dünya pazarları içerisinde tutunabilecek iyi tasarımlar yapmak ve bunları o pazarlara sunmak ile marka olgusu yerine oturmuyor. Bunların yanında yatırım, zaman ve en önemlisi emek faktörleri,  “markalaşma” olgusunun temel yapıtaşlarını oluşturmaktadır.
 
Günümüz moda dünyasında “markalaşma” kriterleri için gerekli donanıma sahip tekstil ve moda tasarımı alanında faaliyet gösteren firmalar, stratejileriyle paralel olarak marka olma yolunda önemli adımlar atmaktadırlar. Bu adımlar, firmaların bünyelerinde barındırdığı kollar arasında hareketlilik göstermektedir. Bu kollar, marka yöneticileri, tasarım birimlerinde yer alan kişiler, gerekli hizmetleri sağlayan tüm birimler ve hatta tedarikçilerden bile oluşabilir. İyi bir ekip, analitik çözümleme ve inovatif mantalitelere sahip birimlerden meydana gelir. Bu sayede marka olma yolunda sağlam temellere dayalı adımlar atılır. 

Markalaşma olgusuna örnek olarak; tekstil alanında faaliyet gösteren bir X firması düşünün. Müşterisine yönelip; ‘Bizim ürünlerimiz son derece kalitelidir’ şeklinde bir tabir kullanırsa, bu, doğrudan pazarlama taktiğine girer. Pazar ortamında bir tüketici başka bir tüketiciye ‘Bu X firmasının çok kaliteli ürünleri vardır’ şeklinde bir yaklaşım sergilerse, bu reklâm taktiği olur. Fakat tüketici, bir giyim mağazasına gidip, X firmasının bir ürününü talep ederek, ‘Duydum ki bu X firmasının ürünleri çok kaliteliymiş” şeklinde bir ifade kullanırsa, bunun tam anlamıyla “marka olmak” bilincini ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Anlaşıldığı üzere o ürün ya da barındığı firma artık marka olmuştur.

Moda pazarlama alanında marka imajı, tüketicilerin ve müşterilerin ürünle özdeşleştirdikleri anlam ve ifade olarak da algılanabilir. Ve bu imaj, müşterilerin, ürünle ilgili gerek çeşitli kaynaklardan edindiği izlenimler gerekse de toplum içindeki tüketim olgusu sayesinde oluşur. Moda pazarları genişledikçe tüketiciler, ürünlerin fiziksel ve fonksiyonel özelliklerinden çok marka imajına yönelik kimliklerini satın almaya yönelirler. Kısacası “markalaşmak” bu noktada zirveye tırmanmanın yanında tüketicilerdeki tavrın ortaya çıkmasını da beraberinde getirir. Bu, aslında marka için oldukça artı bir değerdir.
 
Moda ve tasarım alanında da marka kimliğini oluşturmak, her şeyden önce onu inşa etmek ve o kimliğe bürünmek, tüm bu gerekli kriterleri özümsemenin yanında, günümüz moda kitlelerine ulaşmaya çalışan genç yeteneklere, onların tasarımlarına ve sahip oldukları değerlere de yer vermeyi gerektirir.



Tüm Hakkı Saklıdır © 2009