HABERLER
Sektör,
CPI İle Yeni Bir Dönemin Kapısını Aralıyor
Hikmet Tanrıverdi: “Amacımız İstanbul’u dünya moda endüstrisinde ilk 5’e
taşımak”
Türkiye’yi
dünya moda takvimine sokan Istanbul Fashion Week’in ardından, sürece şimdi de
Collection Premiere Istanbul katıldı. 26-28 Ağustos 2010 tarihleri arasında
İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü’nde Istanbul Fashion Week ile
eşzamanlı gerçekleşecek olan organizasyon boyunca IFW’de defileler ve
tasarımcılar, CPI’da ise hem dünyanın hem de Türkiye’nin dev markaları boy
gösterecek. Özellikle CPI’ın çevre ülkeler için önemli çok önemli olduğunu
söyleyen İTKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, en çok ziyaretçiyi ise Ortadoğu, Doğu
Bloku, Afrika ve Avrupa’dan bekliyor.
İTKİB
olarak IFW’nin ardından Türk Hazır Giyim sektörünün tarihine damgasını vuracak
bir projeyi (Collection Premiere Istanbul) yaşama geçiriyorsunuz ve konuyla
ilgili yaptığınız açıklamada “hedefimiz, İstanbul’u dünya moda liginde ilk 5’in
içine sokmak” dediniz. CPI, IFW ile aynı tarihlerde birbirine paralel
gerçekleşecek iki organizasyon. Ağustos ayında gerçekleşecek bu iki
organizasyonda nasıl bir konsept uygulanacak?
CPI
fuarı, 26-28 Ağustos’ta İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti katkıları ve hazır giyim sektöründe
faaliyet gösteren derneklerin destekleriyle İstanbul Teknik
Üniversitesi Taşkışla Kampüsü’nde düzenlenecek. Seçkin Türk ve uluslararası
moda markaları ve tasarımcıları CPI’da 2011 yılının ilkbahar yaz
koleksiyonlarını sergileyecekler. CPI gerek yer seçimi, gerekse Istanbul
Fashion Week ile eşzamanlı olması açısından son derece doğru bir etkinlik
olacak. Geleceğin modasını yaratmak için çalışıyoruz. Koleksiyon ve tasarım
odaklı üretimi esas alan Türk hazır giyim sektörü, CPI ile yeni bir döneme kapı
açacak. Hem IFW hem CPI ile amacımız İstanbul’u dünya moda endüstrisinde ilk
5’e taşımak.
Sektör
olarak bundan sonra odaklanılması gereken yeni hedef pazarlar nereler olmalı?
Örneğin
Collection Premiere Istanbul, özellikle çevre ülkeler için önemli. Ortadoğu,
Doğu Bloku, Afrika ve Avrupa ülkeleri için birleştirici nitelikte bir etkinlik
olan CPI’a, bu bölgelerdeki ülkelerin Türkiye’den rahat vize alabiliyor olması
da katılımlarını kolaylaştırıyor. Fuar için uluslararası alanda 80 bin firmaya
duyuru yapıldı. En çok ziyaretçi Ortadoğu, Doğu Bloku, Afrika ve Avrupa’dan
gelecek. Yeni pazar arayışlarımızı bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Fuarda
hem Türk markalarını hem de dünya markalarını birlikte göreceğiz. CPI’ın firmalara
avantajları neler olacak?
CPI,
Ortadoğu ile Avrupa arasında bir kültür ve moda köprüsü olacak. Türk hazır
giyim firmaları koleksiyonlarıyla, dünyanın ünlü marka ve tasarımcıları
arasında boy gösterme şansı elde edecekler. CPI’ın, dünya tekstil ve
konfeksiyon sektörünün en önemli üretici ülkelerinden olan Türkiye’de; dünyanın
en fazla gelişim gösteren pazarlarının ortasında yer alan İstanbul’da
düzenlenecek olması da yurtdışı fuarlara katılma şansı bulamayan seçkin Türk
hazır giyim firmalarının tasarım odaklı koleksiyonlarını yabancı ziyaretçilere
gösterebilmeleri için bulunmaz bir fırsat sunacak. Yaklaşık 7 bin metrekarelik
net sergileme alanının yaklaşık yüzde 40’ının yabancı marka ve tasarımcılarının
kullanımına ayırmayı tasarlıyoruz. Uluslararası firmalar arasında Noir,
Triumph, Falke, Bugatti, Burlington, Tally Weijl, Roeckl, Cramelo, Helmut Lang
gibi markalar fuar için şimdiden rezervasyon yaptırdı.
Son
yıllarda İTKİB olarak sektör adına çok önemli olan ve oldukça başarılı
sonuçlarını gördüğümüz organizasyonlara ev sahipliği yapıyorsunuz. Artık sadece
üreten değil moda ve tasarım üreten bir sektör olduğumuzu kanıtlama
çabasındayız da diyebiliriz. Yakın gelecekte, Türk Tekstil ve Hazır Giyim
sektörü adına beklenti ve hedefleriniz neler?
Türk
hazır giyim ve konfeksiyon sektörü sanayicisiyle, bilim insanlarıyla,
tasarımcısıyla devamlı bir yenileşme gayreti içinde. Bu durum, küresel kriz ve
pazarlardaki daralma neticesinde olumsuz etkilenip, bazı projelerde gecikmeler
olsa da, gerek yeni ürün, yeni pazar, gerekse tasarım boyutuyla yenileşme
çabaları tüm hızıyla devam ediyor. Global ekonomide daralmanın hız kestiği
yönündeki olumlu işaretlerle pazarlardaki hareketlenmelerin Türk hazır giyim ve
konfeksiyon sektörüne de hiç şüphesiz yansımaları olacak. Ancak yabancı alım
grupları Türkiye’den alım potansiyellerini hala koruyor. İTKİB olarak 13 milyar
dolar ile aldığımız hazır giyim ihracatını 4 yılın sonunda 20 milyar dolara
çıkarmayı hedefliyoruz. Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 için de 60 milyar
dolar ihracat hedefimiz var. Hedeflerimiz bu kadar büyükken çalışmalarımız da o
yönde kapsamlı olacak. Bu doğrultuda, bugüne kadar dünya pazarında edindiğimiz
deneyimi, bilgi birikimimizi ve organizasyon gücümüzü kullanarak, organizatör
ülke rolümüzü daha fazla öne çıkarmak istiyoruz.
Üreten,
istihdam yaratan ve Türkiye’yi dünyada temsil eden ihracatçımızın, düşen
ihracat rakamlarını artırmak için neye ihtiyacı var? Ayrıca global rekabet
koşulları altında Türk tekstil ve hazır giyim sektörü olarak (Çin ve Hindistan
gibi ülkelere karşı) rekabet avantajlarımız neler?
Kısa
zaman dilimlerinde, düşük adetli ve kaliteli üretim için Avrupa’nın tercihi
konumundayız. Özellikle kriz döneminde bu çok daha net bir şekilde ortaya
çıktı. Bu yönümüzle Uzakdoğu ülkelerine karşı rekabette daha avantajlı
konumdayız. Dünyadaki hem büyük hem de gelişmekte olan pazarlarla iç içeyiz. Uzakdoğu’nun
büyük ve ucuz üretim olanaklarının dünya üzerindeki rekabete etkisi göz önüne
alındığında, Türk tekstil sektörü yaptığı hızlı, esnek ve kaliteli üretim
sayesinde diğer ülkelerden ayrışmaya başladı. Bu ayrışmanın ve Türk ürünlerinin
kalitesinin, küresel ekonomide rekabet avantajı teşkil etmesi yönünde
kullanılması gerekiyor. Türk mallarının “kaliteli moda ürünleri” olduğunun
anlaşılması sektörümüz açısından hayati önem taşıyor. Kalitesi ile ön plana
çıkmaya çalışan Türk tekstilinin ve özellikle dış ticaret yapan ihracatçı
firmalarımızın daha da teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerekli
teşviklerle desteklenmiş bir tekstil sektörü Türkiye’yi uluslararası arenada
tüm gücüyle temsil edecek ve gurur duyacağımız “dünya markaları” çıkaracaktır.
İTKİB
olarak gelecekle ilgili plan ve projeleriniz neler?
Bugün
doğudan batıya kuzeyden güneye Türk markalarının yaklaşık 70 ülkede 2 bine
yakın mağazası bulunuyor. Bu girişimcilerimiz koleksiyonlarını satarken, kendi
markalarının yanı sıra “Türkiye markasına da” güç kazandırıyor. Koleksiyon ve
tasarım odaklı üretimi esas alan Türk hazır giyim sektörü şimdi de CPI ile yeni
bir döneme kapı açacak. Artık yalnızca üretim yapan değil, tasarlayan, modayı
yaratan, markalarımızla yurt içinde olduğu kadar ülke dışında da etkin olan bir
ülke konumundayız. Türk moda endüstrisi kabuğunu kırdı. Yüz binlerce
çalışanımız, 20 milyar dolara koşan ihracatımız ve sahip olduğumuz diğer güçlü
dinamiklerimizle bizleri dünya devlerinin yanına, güvenli limanlara taşıyacak
yepyeni bir rotayı izliyoruz. Attığımız her adım, ortaya koyduğumuz her proje
bizleri hedefimize biraz daha yaklaştırıyor.
Spot
Türk
Tekstil ve Hazır Giyim sektörünün bugün gelmiş olduğu noktayı değerlendiren Tanrıverdi,
“artık tasarlayan, modayı yaratan, markalarımızla yurt içinde olduğu kadar ülke
dışında da etkin olan bir ülke konumundayız” dedi.
“Laleli’ye
Yeni Bir Soluk Getireceğiz”
Sedat Özbek: “Daha önce Laleli’de hiç uygulanmamış bir takım satış stratejileri
hayata geçirdik. Hedefimiz, VIP müşteri statüsü oluşturmak”
1994 yılında kurulan Penko Tekstil,
markaları Bagarda ve Jean Piere ile Türk Tekstil ve Hazır Giyim sektörünü başarıyla
temsil eden firmalarımızdan. Yaklaşık bir ay önce Laleli’deki yeni mağzasını da
açan Penko Tekstil’in sahibi Sedat Bey’i bu sayımızın sektörden köşesinde
ağırlıyoruz.
Sedat
Bey öncelikle hayırlı olsun diyelim. Laleli’deki yeni mağazanızı açtınız.
Evet, yaklaşık bir ay önce açtık yeni mağazamızı. Daha önce Laleli’de iki tane
mağazamız vardı. Ancak burayı açtıktan sonra diğer iki mağazayı kapattık. Bu
mağaza için çok uğraştık. 8 mimar, mağazamız için çalıştı. Çok titiz bir
çalışma gerçekleştirdik. En sonunda mimarların, mağazamız için yaptığı
çalışmalardan birini seçtik. Mağazamız bu haliyle çok da beğenildi, hatta bazı
müşterilerimiz Laleli’deki en güzel mağaza olduğumuzu bile söylüyor.
Penko
Tekstil olarak Bagarda ve Jean Piere adında iki markanızla üretim yapıyorsunuz.
Penko, kaç yılında kuruldu?
Penko Tekstil, 1994 yılında kuruldu. Şu anda dört kardeş beraber çalışıyoruz.
Üretimin bütün sürecini kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Yaz aylarında ürün
gamımız, şort, kapri, tişört, pantolon gibi spor ürünlerden oluşur. Ancak kışın
ürün gamımız biraz daha çeşitleniyor. Kışın, triko, sweet tişört, mont, eşofman
çalışıyoruz. Çok güçlü bir ekimiz var. Tasarımlarda özgün olmak ve tabii ki
kaliteden ödün vermemek çok önemli. Türk Tekstil ve Hazır Giyim sektörü olarak
dünyayı yakından takip etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda biz de çok
sık yurt dışı seyahatine çıkıyoruz.
Hitap
ettiğiniz pazarlar hangileri? Bu anlamda ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Penko Tekstil olarak önce müşteriye kazandırıp, onun
kazancından pay almaya dayalı bir prensibimiz var. Aynı zamanda kendimizi de
sürekli bir gelişim içerisinde tutuyoruz. Tüm bunların üzerine kalitede de ödün
vermeyince oturmuş, sizi sürekli takip eden bir müşteri profliniz oluyor.
Laleli’deki mağazamız ile Rusya, Ukrayna, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgizistan
gibi ülkelere hitap ediyoruz. Merter’deki mağazamız ise en çok Doğu Bloku
ülkelerine hitap ediyor. Bu noktada, oradaki mağazamızda arapça bilen eleman
çalıştırmamızın önemi çok büyük. Tekrar Laleli’de açılan bu yeni mağazamıza
dönecek olursak şöyle söyleyeyim. Henüz bir ay önce açılmasına rağmen satışlarımız
yükselen bir grafikte seyrediyor. Sürekli yeni ve moda ürünler üreterek ve
tanıtıma da gereken önemi vererek çok iyi gidiyoruz diyebilirim.
Laleli’deki
mağazanızın konumu ve piyasa ile olan ilişkisi anlamında ne düşünüyorsunuz?
Yeni mağazamız Laleli’de oldukça doğru olduğuna
inandığımız bir noktada açıldı. Aslında Penko Tekstil olarak amacımız Laleli’ye
yeni bir soluk getirmek. Bunun için de bugüne kadar uygulanmamış bir takım
satış stratejileri geliştiriyoruz. Penko Tekstil için özel olarak hazırlanmış
manyetik kartlar yaptırdım. Hedefim bu kartlara sahip olabilecek VIP müşteri
statüsü oluşturmak. Ve şimdilik 150 kişiden oluşan bir VIP müşteri grubumuz
oluştu. Bir diğer hedefim ise artık sadece yurt dışında kendi mağazası olan
insanlara ürün satmak. Çünkü poşetçi diye tabir ettiğimiz müşteri grubunun
buradan ürünlerimizi alıp ülkelerindeki pazarlarda satıyor olmasının bizim için
çok da doğru bir seçim olduğunu düşünmüyorum. Şunu kabul etmeliyiz; pazar
sisteminin sonu geldi. Ucuz ürünlerle rakabet edebilmemiz için yapmamız gereken
kaliteden ödün vermemek ve müşterilere güven vermek. Artık rotamızı böyle bir
anlayışa çevirmemiz gerekiyor. Penko Tekstil olarak her zaman kendimizi
müşterilerimiz yerine koyarak çalıştık. Özellikle sadece satış aşamasında değil
satış sonrasında da müşterilerimizin yanında olduk. Başarımızın sırrını burada
görüyorum.
Orta
ve uzun vadedeki plan ve projeleriniz neler?
Önümüzdeki sonbahar kış sezonunda farklı markalarla
farklı müşteri gruplarına hitap etmeyi düşünüyoruz. Bu konuda özetle şu kadar
söyleyeyim. Orta vadede Penko Tekstil, yeni markalarla yeni koleksiyonlar
üretmeye başlayacak.












